Cephe tasarımı, projenin en kritik ve hassas bileşenini oluşturdu. Binanın konumu, onu sadece bir yapı değil, aynı zamanda İstanbul’un en çok fotoğraflanan ve tarihi açıdan en zengin manzaralarından birinin kalıcı bir parçası haline getiriyor. Bu büyük sorumlulukla, mevcut yapının mimari karakterine saygılı, ancak onu günümüzün modern tasarım çizgisine taşıyan bir yaklaşım benimsedik. Cephede, Boğaz’ın dinamik ve değişken dokusuyla rekabet eden iddialı formlar veya karmaşık detaylar yerine, ona sakin bir fon oluşturan, asil ve net bir duruş hedeflendi. Malzeme geçişlerinde yaratılan ritim ve uyum, yapının kütlesini hafifletirken, seçilen renk paleti ve dokular hem denizle olan görsel ilişkiyi güçlendirmek hem de zamanın estetik etkilerine karşı koyacak kalıcı bir değer sunmak üzere kurgulandı.